24 Mart 2006

Paint My Pixels - Just for $1

It all started with milliondolarhomepage. The idea of selling screen real estate to make money and some kind of art. The idea was unique and gave birth to other unique ideas. One of them is the "paint my pixels" page that sells 10x10 pixel areas for $1 but the idea is a bit different here. when canvas gets full, it's replaced and the resulting image is stored in the page archives and also available for print.

Like every website, this page needed some attention. I found the site in a local /. like IT site and headed to that direction. Only ten pixels were painted and there was also a giveaway for first ten comers. I asked for one free position and since it was available I got my small space in the internet history (after selecting a valid color since my first color choice was out-of-palette beacuse I didn't looked to color palette of the site). Thanks again.

Why this stuff was important for me? Actually, this is a matter of taste. I'm using computers since 1992 and using internet since 1998. This means that I've used BBSes, loved ASCII art, watched 64K assembly demos, seen some of the hacker things and the rise of postmodern computing. Sometimes I miss that years of simplicity. Text consoles, ASCII art, real and warm community etc. This site reminded me those things and I've dived in with an insane instinct. "I should get a small retro place in this site cos I remember the smell of this."

IMHO, these pixels for $1 is not expensive for the geeks or retro lovers like me. Since people like me are a minority in the world, these kind of sites attract the big advertising crowds to itself but it's not the subject of this post. I hope that the canvas will fill slowly and we'll be able to watch the formation of the color mosaique.

Good nite.

Gerçek programlama editörleri ve programcılığa katkıları

Bir şekilde elime geçen gif dosyasını izledikten sonra düşündüm... Acaba programcıyı programcı yapan editör mü, yoksa editörü editör yapan programcı, kullanıcı mı diye... Linux üzerinde düzenli program yazan biri olarak iyi bir programlama editörü gerçekten ihtiyaç duyduğum bir aparat.

Açıkçası vi ve emacs'i çok severim. ufak conf dosyalarını C vb. dosyalarımı editler, eklemeler yaparım. görünüşleri de güzeldir bu editörlerin. Bana nerelerden geldiğimizi, terminalin gücünü görünüşün her şey olmadığını hatırlatır ama; bence bu toollar ile kişisel bile olsa çok dosyalı projeleri yönetmek zor bence. Ayrıca proje üzerinde bir genel bakış kurup, iki adım geri çekilip, "hmm evet dur şurasıydı işte" diyip dalmak biraz zor. Ben şahsen eclipse kullanıyorum. Windows'da çalışabilmek için flash diskimde win32 kopyasını taşıyorum. makinamda ise linux versiyonu kurulu ve çok da iyi anlaşıyoruz kendisiyle ama; bu editörü kullanmam beni ne "gerçek programcı" ya da "kolpa programcı" yapıyor...

Acaba programcıyı programcı yapan editör müdür, yoksa editörü editör yapan programcı mıdır?


Pekala, gerçek programcı "kimdir, nedir?". Bana göre gerçek programcı O.S. ve editör bağımsız bir insandır (yani windowscular gerçek programcı olamaz diye bir şey yok ama gerçek programcı bütün osları öttürecek diye de bir şey yok) . Bir kere amacına uygun ve gerçek (bu benim platfom bağımsız (cross platform ya da portable) diller için kullandığım bir tabir. bana göre her platformda yazılıp derlenemeyen bir dil "gerçek" bir dil değildir, siz ne kadar katılırsınız bilemem) bir dil kullanması gerekir. kullandığı dilin nasıl çalıştığını (semantics) bilmesi gerekir. Programı yazdığı O.S. i tanıması ve onun altında yatan donanımın avantaj ve dezavantajlarını bilmesi gerekir. Eğer bunlara göre program yazabiliyor, bunları düşünebiliyor ve kodunu buna göre tasarlayıp, ona göre yazabliyor, yazdığı kodun nasıl çalışacağını bilip optimizasyon yapabiliyorsa gerçek programcı bence odur. Yani eğer, yazdığı programla sisteme istediği gibi hükmedip sistemi en verimli şekilde dize getiriyorsa gerçek programcı odur...

Sistemi nasıl dize getirdiği de kendi yoğurt yemesi ile alakalı bir konudur, stilidir, tekniğidir. vi kullanır, gedit kullanır, emacs kullanır, eclipse kullanır, notepad ++ kullanır...

Bu yüzden bence "cool programcılar emacs kullanır, üşengeçler gedit" diyebilirsiniz ama eclipse kullanan bizden değildir diyemezsiniz.

Zaten eclipse olmadığı zaman hepmiz vi kullanmıyor muyuz? (şahsen ben zevkle kullanıyorum)

İyi geceler...

Not: bu post'a ilham kaynağı olan arkadaşa da özellikle teşekkür etmek istiyorum. Programcılığı editörlere endekslemeyi başarabildiği için.

04 Mart 2006

İşletim sistemlerinde özenmek üzerine...

Bir çoğumuz işmiz ya da eğlence gereği her gün saatlerce bilgisayar başında kalıyoruz. Oyunlarla işimiz yoksa en çok muhattap olduğumuz şey masaüstümüz ve yazılımların pencereleri. Eğer duvar kağıdımıza bakamayacak kadar meşgul değilsek ya da sanata çok az ilgimiz varsa mutlaka belirli sürelerde duvar kağıdımızı, ikonlarımızı ve sistem renklerini (windows'da ne kadar zor olsa da) değiştiririz. Bu işi yaparken de genelde şikayet ederiz. Windows ne kadar tekdüze, efektler az, renk sayısı sınırlı, diğer programlar gereksiz sistemi yavaşlatıyor, mac ne kadar güzel diye... ve evet, insanlar genelde mac arabirimini taklit eden pencere temaları kullanırlar.

Bu işi düzenli olarak yapan bir başka güruhta Linux kullanıcısı olan insanlardır ama; onların hayatları nedense daha kolay gibi görünmektedir çünkü; bu işi çok fazla yapacakları düşünülerek daha pratik bir yapı hazırlanmıştır o insanlara. Linux kullanıcılarının bir kısmı mac'e, bir kısmı da windows'a çok ciddi şekilde özenirler ve arabirimi ona göre değiştirirler. Bu özenmenin nedeni alışkanlık ya da güzel görünüm olabilir ama ben şimdiye kadar "Linux diye bir şey var hacı arabirimi şöyle güzel, Windows'u buna benzetelim..." diyeni duymamış, görmemiştim.

Bugün arkadaşımın (deliriumstragedy) "=)" diyerek gönderdiği linkte bunu yapan bir programın varlığından bahsedilmiş. Ekran görüntüleri verilmiş, bilgisayara yüklemek için programın kendisi verilmiş... Bu bence öyle çok basit bir şey değil. Bu kadar zamandır Windows ve .NET severler tarafından "Üçüncü parti ya da fason (daha da amiyane terimle kolpa)" olarak adlandırılan bir işletim sisteminin masaüstüne özenmek, onun bir çok özelliğine özenmenin başlangıcı bence. Zaten Windows Vista da *nix vari bir çok özelliğin olduğunu düşünürsek, bu özenmenin sadece masaüstü seviyesinde olmadığı belli ama; sadece masaüstünde özenenler için link aşağıda.. Demekki hiç bir zaman bir işletim sistemini ücretsiz, bağırsakları (yani kodları) ortada, özgür diye eleştirmemek lazımmış. Bazıları farketmeden beğenebiliyormuş.

iyi orta gol getirir... «bu post'a ilham olan blog»

10 Kasım 2005

ADSL Hızlanması, Ders Programları ve Projeler Üzerine...

Uzun zamandır buraya bir şeyler karalayamıyorum bazı nedenlerden dolayı. Bunların arasında ders programının sıkışması, ödevler, iki adet proje, okul, yorgunluk ve üşengeçlik (bunların bir sonucu olarak) var. Neyse bu sefer üşenmekten vazgeçtim de bir şeyler yazıyorum.

Son zamanlarda bir çok şey oldu bilgisayar dünyasının benim ilgilendiğim kısmında... Google OpenOffice'i www üzerinden kullanıma açma kararı aldı, kesmedi OpenOffice için developerlar almaya başladı (gerçi lazımdı bu hizmet için); bu da kesmedi, biz sadece web değil masaüstü versiyonunun da gelişimine katkıda bulunmak istiyoruz diye ekledi... Bu olaylar micros~1 u sinirlendirmiş olmalı ki, micros~1 Office Live adında reklam destekli ve www üzerinde çalışacak bir office sürümü çıkaracağını duyurdu ve Bill Gates sonunda geçen salı açıklamayı patlattı "Evet. Gerçekten Rakiplerimizin gerisinde kaldık..."
Bill Gates sonunda geçen salı açıklamayı patlattı "Evet. Gerçekten Rakiplerimizin gerisinde kaldık..."


Peki ne demek bu şimdi? micros~1 un şimdiye kadar böyle bir açıklama yaptığını ben duymadım, duyduysam da pek hatırlamıyorum orası ayrı ama; bence bu açıklama bazı değişimlerin habercisi. micros~1 un batması ya da open source olması gibi komik ütopyalarım olmasa da, Linux'u çok seven iki firma olan Google ve Sun'ın artık bazı insanların pazar tekelini yavaş yavaş kemirdiklerini düşünüyorum. Ayrıca bu olaylar, bilgisayar ile yeni tanışan insanlarda ister istemez oluşan "Önce micros~1 vardı galiba. O yüzden heryerde onun programları var" ve "diğer işletim sistemleri ayıp, orjinali varken" düşüncelerini de yavaş yavaş kemiriyor. Bu da dünyanın daha çeşitli bir yer olması açısından olumlu bence. Bu sayede Linux da daha fazla gelişeblir ve daha deneyimsiz kullanıcıların aklını çelebilir (Linux'un akıl çelebilmek dışında kat etmesi gereken pek bir yol yok aslında çünkü; artık yeterince kolay kullanılıyor ve çok gelişkin bir yapı bence.). Bu yüzden bu olan ufak değişikliklerin yararlı olduğunu ve daha büyük olayları tetikleyeceğini düşünüyorum. Bir de buna micros~1 denemesi olan .NET in java karşısında (Java'nın hızlı 5.0 tepkisi ve şu anda geliştirlen 6.0 "mustang") pek bir şey elde edememişliği eklenince sanırım bill abi kabul etmek zorunda kaldı bu durumu...

Yaklaşık 10 gün önce ADSL de en düşük tarifeyi 512Kbps ye çıkartmıştı Türk Telekom ince bir numara yaparak. Limitsiz ADSL kullanıcılarının fiyatlarını düşürmek yerine o fiyatı ikinci kez sabit tutup (99YTL dir kendisi) isteyenlere 256 Kbps limitsizde kalma imkanı sunarak ve 256Kbit limitli olanların hızlarını 512Kbps ye yükselterek... Ayrıca bundan sonra 256Kbps abonesi almayacağını da açıkladı (olmayan tarifeye adam alamazdı tabii). Bunun sonucu olarak 256Kbps limitsiz ADSL kullanıcıları ayağa kalktı (ben dahil). "İnterneti yaygınlaştırmak adına kullananların önünü kesmek" diye adlandırmıştım ben bu TT politikasını. Peki neden 256 kullananlar ayağa kalktı ki? Birincisi, limitsiz ADSL kullanan insanların bir çoğunun kota kelimesine ve olgusuna allerjisi var. İkincisi ise hız sadece daha hızlı download demek değil. Aksine daha hızlı surf, bilgisayarla daha iç içe bir internet demek... (Bu arada belritmekte fayda var ki, bilgisayarlarını sadece download için kullanan insanlar için hız artışı sadece ay içerisinde daha fazla download ve bir kenara atılacak dosya demek ve onlar da daha fazla dosya çekmek için ayağa kalktılar). Bir evde iki kişinin kullandığı bir ADSL hattının çok rahat 9GB sınırını geçmesi (ki bu TT nin sunduğu en büyük kotalı tarife) de bu duruma tuz biber ekti. Peki TT bu duruma bir açıklama getirdi mi? Hayır. Peki müşteri yararına bir harekette bulundu mu? Evet.
256Kbps limitsiz tarifeyi yeniden yürürlüğe soktu... Sanırım bu insanları biraz da olsa yatıştırdı.
Sanırım limitsiz ADSL kullanıcılarının 512Kbps hayali seneye kaldı ama ne yapalım? En azından uygun bir limitsiz tarifemiz hala var.

Bunlar dışında pek çok gelişme oluyor Dünya'da tabii. Quake-4 çıktı, insanlar pek sevemedi; Half-Life 2: Aftermath çıkmak üzere, Half Life-2: Lost Coast bir demo bölümü olarak ortaya çıktı, HDR teknolojisini gösterdi ve "haha bu ne biçim motor" diyenlere özür diletti.

Half Life-2: Lost Coast bir demo bölümü olarak ortaya çıktı, HDR teknolojisini gösterdi ve "haha bu ne biçim motor" diyenlere özür diletti.
Şu aralar okulda iki tane proje ile ilgileniyorum. Onlar ile ilgili bir şeyler yazarım belki daha sonra.

Görüşmek üzere.

05 Kasım 2005

Yazdın bıraktın diyenlere...

Bu aralar bitirme projem, yazılım mühnedisliği projem ve yaklaşan sınavlarım yüzünden hiç bir şey yazamıyorum ama; yakında başlayacağım sanırım.

Görüşmek üzere.

14 Ekim 2005

ADSL Hızlanıyor(mu?)...

Bu sabah bir yerlerde okudum. "En düşük tarife olan 256kbit limitli tarife kaldırılacak, fiyatlar değişmeden, hız 512kbit e yükseltilecek". Ne demek şimdi bu? Sadece limitli olan tarifeler hızlanacak, ciddi kullanıcılar, limitsizler aynı hızlarla devam edeceker.

Fazlamesai'de
de denildiği gibi. Yüksek kapasiteyi altyapıdan dolayı kullanamıyoruz, diğer ülkere göre fahiş fiyatlarla internet erişimi satın alıyoruz, bu altyapıyı adam gibi çalıştıramıyoruz (hala DNS problemleri çeken bölgeler çok fazla), ondan sonra da sadece limitli tarifeleri hızlandırıp, internet'in yayilimini hizlandiracağiz diyoruz...

Evet gelişiyoruz ama; hangi hızla, nereye?

Bunu bilmek ve görebilmek dileği ile...

Welcome to all

Hi,
This is my first post and this is an traditional "hello" message.
I will try to share my thoughts with you from this little cute space.

c u l8r
bye.